Blogger tarafından desteklenmektedir.
RSS

Öğretim Tasarım Sürecinde Kim Kimdir?

1.Öğretim Tasarımcı: Tasarım sürecinin yürütülmesi ve koordinasyonundan sorumludur.
2.Öğretmen: Öğrenci özellikle öğretim süreçleri hakkında bilgi sahibidir.
3.Konu alan uzmanı: Konuyla ilgili derin bilgi sahibi olan, kaynakları bilen kişidir.
4.Değerlendirme uzmanı: Öntest, sontest hazırlayarak öğrenmenin değerlendirilmesi için ölçme araçlarını geliştirmede personek destekli, programın denenmesi sırasında verilerin toplanması ve yorumlanmasından sorumlu program uygulanırken ise programın yeterliliğini belirleyen kişidir.

1920-1940 arasında öğretim teknolojileri alan uzmanı en çok hangi alanda yoğunlaştı?

Radyo yayını, ses kayıtları, sesli sinemalar, görsel-isitsel öğretim akımını sağladı. Görsel Öğretim Dairesi kuruldu. Görsel işitsel araçların eğitimde çığır açtığı kabul edildi.

Eğitim teknolojisi , 1930’ lardan başlayarak önce fizikî bilimler, daha sonra da davranış bilimlerinin görüşlerinin etkisiyle anlam ve yöntem değişikliğine uğramıştır.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Öğretim Tasarımında Yer Alan Öğeler

1.Öğretim kimin için geliştirilecek(Hedef kitle analizi)
2.Öğrencilere ne öğretilecek(Hedefler)
3.Konu veya beceriler en iyi nasıl öğretilir(Yöntem ve teknik)
4.Nelerin ne kadar öğrenildiği nasıl anlaşılır(Değerlendirme)

Öğretim Tasarımı Sürecinin Altında Yatan Sayıltılar

Sayıltı1:Öğretim tasarımı süreci sistematik bir yaklaşımı gerektirir.
Sayıltı2:Öğretim tasarımı süreci belirli bir içerik geliştirme düzeyinde başlar.
Sayıltı3:Öğretim tasarımı kapsamdan çok bireye odaklıdır.
Sayıltı4:Öğretim tasarımında en iyi olan tek yol yoktur.
Sayıltı5:Öğretim tasarımında süreç daha önemlidir.

Öğretim Tasarımı Modellerinin Amacı

Bir öğretim tasarımı modeli insanlara nasıl öğrenmeleri gerektiği hakkında görüş sunan temsilcidir. Aynı zamanda öğretim tasarımcısının öğretimi nasıl düzenleyeceği hakkında da rehberlik yapar. Modeller, bir sistemin veya sürecin görsel olarak canlandırmamıza yardımcı olur (Gustafson and Branch, 2002).
Değişik durumlar için tasarlanmış pek çok öğretim tasarım modelleri vardır. Bunları ana başlıklar altında sınıflandırmak mümkündür. Bu sınıflandırma ile öğretim tasarımı modellerinin, her bir modelin özelliklerini ve nerelerde kullanılabileceğini anlamada bize yardımcı olabilir. Gustafson (1997) her bir modelin yerleşebileceği üç kategori içeren bir şema hazırlamıştır. Her bir model yaratıcısının bu modelin nerelerde kullanılabileceği ile ilgili varsayımları göz önüne alınarak bu şemaya yerleştirilebilir.
Bu sınıflandırma her bir modelin en iyi nerelerde uygulanabilirliği olduğunu gösteren üç kategori içermektedir. Birincisi Sınıf yönlendirici öğretim tasarım modelleri olup, görevi sınıf ortamında öğretim olan öğretmenlere yönelik modelleridir. Bir sınıf modeli öğretim için gerekli olan belirli fonksiyonları sıralar ve öğretici için kılavuz görevi görür. İkincisi, Ürün Yönlendirici öğretim tasarım modelleri olup, üretilecek ürünün üretimin saatler hatta günler süren uzun zamanlar alacağını varsayar. Bu modellerde genel olarak teknik açıdan çok gelişmiş ürünlerin üretileceği varsayılır. Kullanıcıların üreticilerle hiç ilişkisi olmayabilir. Üçüncü ve son olarak Sistem Yönlendirici öğretim tasarımı modelleri olup, bütün bir ders veya bütün bir program gibi çok geniş çaplı bir eğitimin yapılacağını varsayar ve bu eğitimi geliştirecek yüksek deneyimli uzmanlar için gerekli kaynakların kullanılabilir olmasını sağlar. Öğretimde yüksek teknolojinin kullanılacağı, prova ve revizyon kadar ön analizin de önemli olduğunu varsayar. Yayılma çok geniştir ve genellikle geliştiricileri içermez.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Öğretim Tasarımı Nedir?
Belirli bir ders, kurs, vb. için; belirli bir öğrenci grubu için, öğrenme ve öğretime ilişkin ilkelerden yararlanılarak sistemli bir biçimde öğretim materyalleriyle öğretimin planlaması olarak tarif edilebilir.
Öğretim Teknolojinin Tarihsel Gelişimi
1 1900’lerden Önce
Alanı ve gelisimini anlayabilmek için, Saettler’in çalısması referans alarak 1900’den önce öğretim teknolojilerinin tarihsel gelisimini kuram, yöntem ve alana etkisi baslıkları altında incelemek faydalı olacaktır.
Büyük Sofistler (The Elder Sophists) (M.Ö. 500-
410)
Kuram: Đnsanoğlu zekidir, ancak yine de sahip olduğu gizli gücü göstermek için eğitime ihtiyaç
duyar.
Yöntem: Ders anlatma, grup tartısmaları, sorun çözme, güzel konusma sanatını öğretme (kuram ve uygulama), yöntemlerin sistematik olduğunu öğretme (hedef, ilerleme, vb.), öğretimde teknolojiyi kullanma.
Etkisi: Büyük sofistlerin güzel konusma sanatı, diyalektik ve dilbilgisini kullanmaları, sonraki bin
yıl boyunca Avrupa’nın eğitim müfredat programını olusturan “quadrivium” (Latin kökenli kelime dört yol anlamına gelir; Ortaçağ üniveristelerinde okutulan aritmetik, geometri, müzik ve astronomiden olusan dört disiplinin adıdır.) ve “trivium”u (Latin kökenli kelime üç yol anlamına
gelir; dilbilgisi, mantık ve güzel konusmadan olusan üç disiplinin adıdır) tasarlamalarında en önemli yeri olusturmustur.
Socrates (M.Ö. 470-399)
Kuram: Đnsanoğlunda ahlaki değerler için rehber olan doğal bir erdem vardır. Bilgi doğustan insanda bulunur.
Yöntem: Sokratik öğretim metodu, sorgulama yöntemi.
Etkisi: Programlı öğretimi ilk gelistirenler Sokrat’ı öncüleri olarak görmüslerdir; ancak bilginin insanda doğustan var olduğunu varsayan sokratik kuram ile etki-tepki iliskisine dayanan programlı öğrenme yöntemi birbirlerinden oldukça farklı yaklasımlardır

Aberald Okul ile Öğretim Metodu (1200’ler-1300’ler)
Kuram: Okulda ders verme ve okulda eğitimi savunan entelektüel akımdır. Diyalektik muhakeme
üzerine vurgu yapmıstır ve Ortaçağ’a ait tanrıbilimine (teoloji) uygulanmıstır.
Yöntem: Diyalektik muhakeme, sorgulamaya dayalı öğretim.
Etkisi: Akımdan etkilenen Avrupalı üniversiteler,bilimsel arastırma ve deney konusunda katkıda
bulundurlar.
Comenius (1592-1670)
Kuram: Eğitimin amacı, öğretim yöntemleri gibi konularla ilgilenmistir. Comenius’a göre eğitimin
hedefleri bilgi ve güzel ahlak sahibi olmak ve dindarlıktır.
Yöntem: Ders konusu öğrencilerin durumuna,seviyesine göre incelenmelidir. Öğretimde sıra (ard
arda gidis) önemlidir, hiçbir sey tam olarak anlasılana kadar ezberlenmemelidir. Öğrenme
duyular vasıtasıyla gerçeklesir. Öğretmen ders içeriğini önce sözel olarak ifade eder, sonra
resimlerle (örneklerle) açıklar. Okullar gerçek ve açıklayıcı materyal (gereçler) ile donatılmıs, keyif
alınan (neseli) yerler olmalıdır.
Etkisi: Comenius’un metodunun uygulanmasını, OrbusPictus (Resimler Dünyası) kitabında
görmekteyiz. Bu kitapta, öğrenciler için ders olarak farklı konulardan 150 resim bulunmaktadır ve bu
resimler aracılığı ile konular anlatılmaktadır.
Lancaster (1778-1838)
Kuram/Gelisim: A.B.D.’de 1800 yılından önce, ezberlemeye dayalı bireysel öğrenme
uygulanmaktaydı. Endüstriyel devrim çıraklık istemini etkilemesi nedeniyle Amerikan
sehirlerinde hızlı bir gelisim yasanmıstır. Bu değisim ise A.B.D.’de halka açık ücretsiz devlet okulları için zemin hazırladı. Lancaster’ın denetleyici öğretim sistemi, öğrenci toplulukları ve eğitim araçlarından (medya) istifade ettiğinden, düsük maliyeti nedeniyle popülerlik kazanmıstır.
Yöntem: Öğretimin altı alanı; ezberleme ve alıstırma, içerik, eğitimi izleme, sınıf kontrolü, sınav yapma, yönetim. Öğrenciler, ders esnasında kâğıt ve mürekkep yerine ince tabaka kum ve bir çubuk
kullanıyordu.
Etkisi: Lancaster metodunun sonuçları, bireysel ve ezbere dayalı okul metodu ile karsılastırıldığında,
devrim niteliği tasımaktadır. Merkezi öğretim uygulamaları gerçeklesmistir. Bu metot, aynı anda çok sayıda öğrenci ile ilgilenildiğinde kullanılan standart teknikler haline gelmistir.
Pestalozzi (1746-1827)
Kuram: Pestalozzi, öğretim metotları ile insan doğal gelisimini birlestirmek istiyordu. Öğrenmede kisisel ayrımların farkına vardı ve öğretim metotları ile öğrencilerin ihtiyaçlarını karsılamayı önerdi.
Yöntem: “Aracısız ilk elden deneyim önemlidir” ve “öğretim, basitten karmasığa, zihnin doğal sürecini
takip etmelidir” varsayımından yola çıkılarak yöntemler gelistirildi.
Etkisi: Pestalozzi, deneye dayalı okullarında ezberleme ve alıstırmanın yerine deney, öğrenci
gözlemi ve motivasyonu koydu. Onun uygulaması, bir Alman eğitimci ve anaokulunun kurucusu olan
Froebel üzerinde derin bir etki bırakmıstır.
Froebel (1782-1852)
Kuram: Froebel’in tüm eğitim görüsünün altında yatan baskın düsünce, Tanrının sahip olduğu her
seyin yapısal bütünlüğüdür.
Yöntem: Đlk eğitimin anaokul sisteminin, oyunlar ve sarkılar, tümce kurulusu, yetenekler ve uğrastan
olusması gerektiğini savunmaktadır.
Etkisi: Froebel’in yetenekleri endüstriyel çevreden oyunlar, materyaller ve mekanik modeller olarak
benimsendi. Onun gizemciliği (mistizm) asikardı fakat doktrinleri psikolojik ve toplumsal açıdan tutarlıydı.
Herbartian (1776-1841)
Kuram: Herbatian, Locke’ın “bos tablet” kuramını, öğrenmenin çağdas psikolojisi ile harmanladı. O,
öğrenme ve öğretimin sistematik psikolojisini gelistirdi.
Yöntem: Dört basamaklı sistematik metodu önermistir; açıklık, çağrısım (iliski), sistem, yöntem.
Etkisi: Amerikan eğitim sistemi en çok Hebartian’dan etkilenmistir. O, Amerikan öğretim
metodunu Pestalozzi kadar çok etkilemistir.
2 1900’lerden Sonra
1900’lerden sonra öğretim teknolojileri alanının tarihsel kronolojisini ise Reiser’in çalısmasını takip
ederek, akım, öğretim tasarımı, katkıda bulunanlar ve katkılar baslıkları altında inceleyebiliriz [7].
1900’lerin Basları
Akım: Okul Müzeleri
Katkılar: Bu okullar sergiler, üç boyutlu gösterimler(stereograph) yansılar, filmler, fotoğraflar, grafikler sağlamıstır.
Ek Notlar: Öğretmenler ve ders kitapları baslıca araçlar olarak kabul edilirken, öğretici medya
tamamlayıcı araçlar olarak görüldü.
1914-1923
Akım: Görsel-Đsitsel Öğretim Hareketi
Öğretim Tasarımı: Hedefler ve kisisellestirilmis öğretim.
Katkıda Bulunanlar: Thomas Edison, öğretici filmlerin eğitim alanında devrim olacağını iddia ediyordu.
Katkılar: A.B.D.’de ilk öğretici filmler kataloğu 1910’da yayımlandı. Görsel öğretim üzerine bes ulusal kurum kuruldu.
Ek Notlar: “Görsel öğretim” ve “görsel eğitim”terimleri kullanıldı.
1920-1930
Akım: Görsel-isitsel Öğretim Hareketi
Öğretim Tasarımı: Davranıssal hedefler ve Gelistirici (Biçimlendirici) Değerlendirme
Katkıda Bulunanlar: Edgard Dale “tecrübe konisi”nigelistirdi.
Katkılar: Radyo yayını, ses kayıtları, sesli sinemalar, görsel-isitsel öğretim akımını sağladı. Görsel
Öğretim Dairesi kuruldu.
Ek Notlar: “Müfredatın Görsellestirilmesi (Visualizing the Curriculum)” isimli ders kitabı basıldı. Görsel-isitsel araçların eğitimde çığır açtığı kabul edildi.
1950’ler
Akım: Đletisim Kuramı
Öğretim Tasarımı: Sistem yaklasımı veprogramlanmıs öğretim hareketi
Katkıda Bulunanlar: Shannon ve Weaver 1949), Dale (1953), Finn (1954), Gordon Pask
Katkılar: Đkinci Dünya Savası sonrası görsel-isitselcihazlar popüler oldu. Bu hareket, çesitli iletisim modelleri ve kuramları ile ilgilendi. IBM firması tarafından Bilgisayar Destekli Öğretim gerçeklestirildi
Ek Notlar: Süreç (yöntem) ya da medyanın (araç) hangisi iletisimde merkezi role sahiptir tartısmaları yasanmıstır.
1960’lar
Akım: Televizyon kanalıyla Öğretim
Öğretim Tasarımı: Davranısçı hedefleri popüler hale getirme. Öğrenme alanları, öğretim hadiseleri,
hiyerarsik analiz. Đlk öğretim tasarım modelleri.
Katkıda Bulunanlar: Gagne, Gumpert (1967), Taylor (1967), Federal Đletisim Komisyonu, Richard Atkinson, Patrick Suppes.
Katkılar: Federal Đletisim Komisyonu, 242 adeteğitim maksatlı TV kanalı kurdu. Ucuz, hızlı ve
etkin eğitim yayınları yapıldı. Bilgisayar Destekli Öğretim (CAI) uygulamaları gelistirildi.
Ek Notlar: Televizyon projeleri beklenildiği etkiyi yaratmadı. Bunun nedenleri, öğretmenlerin direnci,
TV’lerin masrafı ve TV sistemlerini okullarda islevsel hale getirmenin zorluğuydu.
1970’ler
Akım: Terminolojide değisim.
Öğretim Tasarımı: Farklı öğretim tasarım modelleri.
Katkıda Bulunanlar: Dick & Carey, Eğitimsel İletisim ve Teknoloji Derneği.
Katkılar: Görsel-isitsel öğretim terimi yerine, eğitim teknolojisi ve öğretim teknolojisi terimleri kullanıldı. Bilgisayar Destekli Öğretim (CAI) sistemlerinin gelisimi sağlandı.
Ek Notlar: Bu sahada çalısan bireyler öğretici medya ve bilgisayar destekli öğretimin (CAI) eğitim
uygulamalarında asgari etkisi olduğu hususunda hemfikirdiler. A.B.D. silahlı kuvvetleri öğretim tasarım modellerini benimsedi.
1980’ler
Akım: Bilgisayarlar.
Öğretim Tasarımı: İste ve endüstride öğretim tasarım süreci. Kavramsal (bilissel) psikoloji ilkelerine ilgi (merak) .
Katkıda Bulunanlar: Clark, Schramm, Kozma.
Katkılar: Medya ile ilgili karsılastırma çalısmaları yapıldı. Performans Teknolojisi hareketi gündeme geldi. İş performansı, is ürünlerinin öğretim tasarımı üzerine etkisi arttı.
Ek Notlar: Bilgisayarlara ilgi vardı; ancak, bilgisayarların öğretim üzerine etkisi asgariydi.Öğretmenler, eğitimde bilgisayarların kullanımının çok az ya da hiç faydası olmadığı görüsündeydiler.
1995
Akım: İnternet.
Öğretim Tasarımı: Performans (verim) teknolojisi hareketi, bilgi yönetimi, yapılandırmacı öğrenme
kuramı (constructivism) ve hızlı prototiplendirmenin(ilk örneği yaratma) öğretim tasarımı üzerinde büyük etkisi vardır.
Katkıda Bulunanlar: Carr, Dean, Dick.
Katkılar: İnternet daha genis bir alanda kullanıldı. Uzaktan (yaygın) eğitim popülerlesti.
Ek Notlar: Bilgisayarlara kolay erisim, düsük maliyetli öğretim sunma metodu, arttırılmıs etkilesim ve bilgisayar teknolojisindeki ilerlemeler, bu yeni medyanin temel özellikleridir.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Öğretme Öğrenme Sürecini Niçin İnceleriz?

Gelişen dünyayla birlikte dünyanın kuralları değişmekte şirketler daha nitelikli eleman istemektedir. Nitelikli eleman isteği eğitimde kalitenin artışına sebep olmaktadır. İnsanlar artık eğitim konusunda daha titiz davranmakta en iyi eğitim almaya çalışmaktadır.Bu nedenle eğitimle ilgili çalışmnalar artmaktadır.

İnsanın nasıl öğrendiği incelenmektedir. İnsanların öğrenmeleri incelenerek öğretim stratejileri değişmekte, ona uygun öğretim materyali tasarlanmaktadır. Bu nedenle öğrenme süreçleri incelenir ve bulunan öğretme süreçleri geliştirilerek daha iyi öğretim nasıl yapılır onun hesabı yapılmaktadır.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

ÖĞRETİM TASARIMINDAN NE ANLIYORSUNUZ?
Günümüz toplumunda bilgiyi tüketen değil, bilgiyi üreten, önceden üretilmiş bilgileri tasarlayabilen, bilgiyi kullanabilen insanlara gerek duymaktadır. Bu tip insanlara duyulan ihtiyaç eğitim sisteminde de değişime yol açmıştır. Öğrenme artık, daha etkili ve transfer edilebilir olmak zorundadır. Bu ihtiyaç, öğretim tasarımı sürecini zorunlu kılmıştır.
Belirli bir ders, kurs, vb. için; belirli bir öğrenci grubu için, öğrenme ve öğretime ilişkin ilkelerden yararlanılarak sistemli bir biçimde öğretim materyalleriyle öğretimin planlaması olarak tarif edilebilir.

 Öğretim tasarımı süreç olarak ele alındığında; öğretimin kalitesini sağlamak için, öğrenme ve öğretim kuramlarından yararlanılarak ilerleyen sistematik bir geliştirme süreci olarak tanımlanmaktadır.
 Öğretim tasarımına disiplin olarak bakıldığında; araştırma ve kuramsal temelde öğretim stratejileri ile öğretim stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulanması süreciyle ilgilenen bir disiplin olduğu görülmektedir.
 Öğretim tasarımı bilim olarak açıklandığında; geliştirme, uygulama, değerlendirme ve durumların sürdürülebilirliğini sağlamak için büyük ya da küçük konu alanlarında ve tüm karmaşıklık düzeylerinde öğrenmeyi desteklemek ayrıntılı bir biçimde tasarım yapma bilimidir.

ÖĞRETİM TASARIMINDA ÖNEMLİ KAVRAMLAR
1.Eğitim: Bireyin davranışında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir.
2.Öğretim: Bireyin yaşamı boyunca süregelen eğitimin bir kısmı okulda ya da sınıf ortamında planlı ve programlı bir biçimde yürütülmektedir. Bu kesite öğretim denilmektedir.
3.Öğrenme: Bireyin bilgi ve çevresiyle etkileşimi sonucunda yeni bilgi, beceri ve tutum geliştirmesidir.
4.Teknoloji: Kuramsal bilgilerin ve bilimsel yasaların uygulamaya dönüştürülmesi işidir.
5.Eğitim Teknolojisi: Öğrenme-öğretme süreçlerinin tasarlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesi işidir.
6.Öğretim Teknolojisi: Belirlenmiş hedefler uyarınca, daha etkili bir öğretim elde etmek için öğrenme ve iletişim konusundaki araştırmaların ve ayrıca insan kaynakları ve diğer kaynakların beraber kullanılmasıyla tüm öğrenme-öğretme sürecinin sistematik bir yaklaşımla tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesidir.


  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

İNSAN KAYNAKLARI VE GÜNÜMÜZDEKİ ÖNEMİ
Bilgi çağı, yeni ekonomi sistemi, globalleşme; ünü ne olursa olsun, günümüz iş hayatının endamına bir göz attığımızda, şirketlerin; şirket sermayeleri, müşteri portföyleri, stratejik iş ortaklıkları, marka değerleri, yaygın hizmet ağları, teknoloji buluşları benzeri sermaye değerlerinin yanısıra artık hepsinden çok farkında oldukları ve sahip çıktıkları bir değerleri daha var: Elemanları: İnsan Kaynakları.

Rekabette ayırt edici özelliğin ilk başlarda üründe, daha sonraları pazarlamada, dağıtım kanallarında ve fiyatlarda şekillendiği dönemlerden sonra varılan en son nokta, insandır. Aynı ürünleri artık herkes üretmekte, benzer mecralarda pazarlamakta, fiyatlar birbirine gittikçe yaklaşmaktadır. İşletmeleri birbirinden farklı kılan, rekabette bir adım öne çıkaran öne çıkaran temel unsur günümüzde insan kaynaklarıdır.

Bu değerin farkına varılmasını sağlayan etkenlerden bir tanesi rekabette bugün gelinen nokta ise, geç farkındalığın sebeplerinden en önemlisi; şirket içerisinde bu en önemli sermaye katmanının, insanın muhasebesini yapmanın, şirketin nakdi ve gayri nakdi varlıklarına, ürünlerine, gelirlerine, üretimine yönelik bir maliyeti hesaplamak veya bir yatırımın geriye dönüşünün muhasebesini yapmak kadar kolay olmaması, kolay göz ardı edilebilmesidir.

İşin kolay tarafında bir elemanın şirkete maliyeti hemen hesaplanıp, gözlenebilir. Ücretleri, primleri, sağlanan sosyal hakların nakdi, parasal değerlerini; eğitim, seyahat ve benzeri harcamaları alt alta yazıp toplayabilir ve bu toplama göre her bir iş birimine yönelik insan kaynakları bütçemizi ve ya maliyetimizi hesaplayıp, görme imkanı bulabiliriz.

İşin hemen görülmez, basitçe ölçülmez zor yanı, elemanların şirkete maliyetlerinden ziyade kuruma ne değerler kattıklarına yönelik bir analize odaklanılmasıdır.

Şirketi oluşturan, iş sonuçlarını üreten insanın, yetkinliklerinin ölçülmesi, bu manada değerinin hesaplanması ve gözetilmesi uzun süreçler ve alanında uzmanlıklar gerektirmektedir.

İnsan Kaynaklarının çağdaş işlevine doğru yolculuğu da bu noktada başlamaktadır. Başarıyı hedefleyen ve ölçümlenir hale getiren performans yönetimi sistemlerinden, performans odaklı değişken ücretlendirme ve prim sistemlerine; şirket içi kritik uzmanlıklar ve yetkinliklerin tanımlanmasından korunmasına değin tüm insan kaynakları süreçleri artık aslında şirket içinde iş değerlerini üreten yetkin insan değerlerinin gücünü ortaya çıkarmaya, arttırmaya, ödüllendirmeye ve bu kaynaklara yönelik kayıpları, işten ayrılmaları asgari seviyede tutmaya odaklanıyor.

Şirket içinde öne çıkan bir uzmanlığı oluşturmanın maliyeti daha onu bulma, işe seçme ve yerleştirme süreciyle birlikte başlıyor. En az bir o kadar zaman ve masraf, işe adaptasyon ve eğitim sürecinde yaşanıyor. İleride şirket için değerli böyle bir uzmanlık kaybedildiğinde hem bu maliyetler boşa çıkmış oluyor hem de yeni bir eleman için aynı işe yerleştirme ve adaptasyon maliyetleriyle yüzyüze kalınıyor.

O yüzden doğru seçme ve yerleştirme yapılması, adaptasyonun etkin şekilde sağlanması ve uzmanlaşmış, yetkin kaynağın elde tutulması gerekiyor. Aslında önemli bir maliyet bu kaynaklar, eski ve yeni eleman arasındaki geçiş döneminde ortaya çıkan üretken kapasite kaybında yaşanıyor.

Eski kalifiye elemanı kaybettiğimizde, yeni eleman aynı hızda ve etkinlikte iş sonuçlarını olağandır ki hemen üretemiyor.

İşi yapabilecek donanıma sahip olacağı döneme değin oluşacak bu maliyet; kaybedilen kalifiye elemanın şirket içindeki rolü ister gelir üretmeye yönelik pazarlama veya satış, ister süreçleri, giderleri kontrole, karlılığı gözetmeye yönelik operasyon veya destek birimlerinde, isterse müşteri tatmini ve bağlılığına yönelik bir hizmet ünitesinde olsun, her halükarda önemli bir kayıp söz konusudur. Bu kayıplar; o dönem gelirlerde yaşanan düşüşle, müşteri şikayetlerindeki artışla, maliyetlerin yükselmesiyle görülüp, ölçülebilecektir.

Bu kayıplarla yüzyüze kalmamak için şirket içi yetenek yönetimine ve kritik işlerde yedeklemeye önem vermek, şirket içi uzman geliştirme benzeri uygulamalarla yapısal önlemler almak, insan kaynaklarına yatırım yapmak gerekiyor.

Eskiden insana gider gözüyle bakan ve bu gözle muhasebe departmanlarının içinde yer alan ve sadece bordrolama ve özlük haklarını yöneten personel müdürlüklerinden, insana kurumun en değerli varlığı olarak bakan, bu bakış açısıyla şirketin yönetiminde söz sahibi olan insan kaynakları yönetimine geçiş kolay olmadı.

Bu açıdan bakıldığında insan kaynakları profesyonellerinin işi artık daha zor, ancak çok daha anlamlıdır. Sağlıklı bir şirket için insan kaynaklarının bu boyutta işlev yüklendiği kurumlarda insan kaynakları, şirketin röntgeninin çekildiği yerdir. O röntgene bakarak tanının yapılmasında, kasların kuvvetlendirilmesinde, bağışıklığın sağlanmasında lider rolü üstlenmesi gereken de insan kaynakları üniteleridir.

Aslında bu bakış açısı sadece insan kaynakları profesyonellerine değil şirketin bütününe ait olmalı ve tümüyle sahiplenilmelidir.

Kurumsallaşmayı başaran şirketlerde insan kaynaklarının bu çağdaş işlevi salt insan kaynakları uzmanları tarafından değil, tüm organizasyon tarafından yüklenilmektedir.

Bu anlayışın bir ileri aşaması: İnsanın, elemanın, bizzat kendi gücünün, değerinin farkında olması, kendi kariyer gelişimine ve performans yönetimine en başta kendisinin sahip çıkması, kariyerini bilinçli ve planlı bir biçimde geliştirmesi ve zenginleştirmeye çalışması boyutunda gerçekleşmektedir.

Kendi cevherini kendi kaynakçısından önce keşfeden, kendisine yöneticisinden önce yön veren elemanlara doğru yol alınmaktadır. Bu bilinç ve davranışların sergilendiği şirketlerde insan yöneticisi kavramından iş yöneticisi kavramına geçiş yaşanmaktadır. İşyerleri demokratikleşmekte, ortak rüya ve hedefler beslenmekte, bilgi paylaşılmakta ve iş sonuçları birlikte üretilmektedir. İtaat ve ataletin yerini işbirliği iklimi almakta, takım oyunu oynanmaktadır.

Rutinin dışına çıkılmakta, yaratıcılığa imkan tanınmaktadır. Yetki ve insiyatifler tekele bırakılmamakta, elemanlar karar alma süreçlerine katılmaktadır. Ortak iş hedefleri peşinde koşulmakta ve sorumluluklar paylaşılmaktadır.

Böylece bir yandan hiyerarşi törpülenirken diğer yandan bürokrasi azalmaktadır. İşyerinde hayat elemanlar için daha anlamlı ve katılımcı hale gelmektedir. Nihayetinde elemanların motivasyonu ve işe bağlılığı katlanmakta, şirketin başarı çıtası ve hedefleri yükselmektedir.

Bilginin gücünün yerini almasıyla çalışma hayatı patron-eleman ikileminden kurum - eleman ilişkisine, ast üst ilişkilerinden uzman yapılanmasına taşınmakta, insan kaynaklarına verilen önem bu sebeple gittikçe artmaktadır.

Adını ne koyarsak koyalım, yoğun rekabete maruz, sürekli değişime açık günümüz iş hayatı dinamiklerinde, artık akıllı şirketlerde; ne kadar esnek yapı o kadar kurumsal çeviklik, ne kadar az müdür o kadar çok verimlilik; ne kadar çok kalifiye eleman, o kadar az hata hesapları yapılmaktadır.

Bu hesaplaşmada; elemanlarına, talimat verilecek, sevk ve idare edilecek, arada bir sırtları sıvazlanacak elemanlar olarak gören patron ruhlu şirketler yok olacak; elemanlarını özgür kılan, yaratıcı fikirlerini ve yeteneklerini sergilemelerine olanak tanıyan, onları başarısına ve sermayesine hissedar eden, takımdaşlık ruhunu besleyen şirketler var olacaktır.

İnsan kaynağına yatırım yapan şirketleri, başarı; yapmayanları ise, baş ağrısı bekleyecektir.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

YAPILANDIRMACILIK – OLUŞTURMACILIK ( CONSTRUCTİVİSM )
Geleneksel anlayışta eğitim, öğretmen merkezli olarak sürdürülür. Öğretmen öğrenci- bilgi üçgeninde, öğretmen bilgiyi aktaran, öğrenci ise bilgiyi alan durumundadır. Bu nedenle geleneksel anlayış bilginin oluşmasında öğrenciye aktif bir rol vermez.
Geleneksel eğitim anlayışını biçimlendiren felsefe pozitivizimdir. Pozitivist felsefe, bilginin nesnel olduğunu benimsemiş, kişinin dışında olduğunu ve keşfedilerek ortaya çıkarıldığını savunmuştur. Bu felsefenin yönlendirdiği eğitim anlayışında, nesnel olduğu kabul edilen bilgi, kitaplara yerleştirilmiştir. Bu bilginin öğrencilere aktarılması gerekir.
Yaygınlık kazanan yeni paradigma, bilginin keşfedildiğini, yorumlandığını; ortaya çıkarıldığını oluşturulduğunu yani kişi tarafından yapılandırıldığını savunmaktadır. Bu anlayışta bilgi kişinin dışında değildir. Kişinin bilgisi o kişiye aittir. Ona ait izler taşır. Bu nedenle özneldir. Bilgi kişinin kendi deneyimleri, gözlemleri, yorumları ve mantıksal düşünceleri sonucu oluşur.
Yapılandırmacılık, bilginin doğasına ilişkin yeni görüşleri, öğrenme ve öğretme sürecine yansıtmıştır.Bu açıdan yapılandırmacılık, felsefedeki pozitivizim sonrası oluşan yeni bakış açısının, öğrenme kuramlarına ayarlanmasıdır. Felsefedeki öznel gerçeklik üzerine kurulan bu eğitim anlayışı “yapılandırmacılık” veya “oluşturmacılık” olarak adlandırılmaktadır.
Yapılandırmacılık, öğrenenin, bilgiyi bireysel ve sosyal olarak kendisinin oluşturduğunu kabul eder. Yapılandırmacı görüş, üretici öğrenme, keşfederek öğrenme ve duruma bağlı öğrenme gibi teorilerin bir araya gelmesiyle oluşan bir görüştür. Bu görüşler arasındaki ortak nokta, bireylerin bilgiyi aynen almaları yerine, kendi bilgilerini yeniden oluşturmalarıdır.
Yapılandırmacılıkta vurgu, öğreticiden ziyade öğrenen üzerindedir. Objelerle ve olaylarla etkileşen, öğrenendir ve böylelikle öğrenen bu objeler veya olayların sahip olduğu özelliklerin bir anlayışını kazanır. Öğrenen kendi kavramsallaştırdıklarını ve problemlerin çözümlerini yapılandırır.Öğrenciler kendilerinde var olan bilgiyle beraber yeni bilgiyi kendi öznel durumlarına uyarlayarak öğrenirler.”Aktif öğrenme” yapılandırıcı öğrenmenin en temel noktalarından biridir.
YAPILANDIRMACILIK NEDİR ?
Bu terim bilginin öğrenci tarafından yapılandırılmasını ifade eder. Her öğrenci öğrenirken, anlamı, bireysel ve sosyal olarak yapılandırır. Esasen öğrenme dediğimiz şey, bu anlamlandırma yada anlam yapılandırma sürecidir.
YAPILANDIRMACILIĞIN FELSEFİ TEMELLERİ
Öğrenme felsefesi olarak yapılandırmacılık 18. yüzyılda insanların kendi kendilerine ne yapılandırırlarsa onu anlayabildiklerini söyleyen felsefeci Giambatista Vico’ nun çalışmalarına kadar uzanır. Giambatista Vico 1710’ da “ bir şeyi bilen onu açıklayabilendir” ifadesini kullanmıştır.Immanuel Kant daha sonraları bu fikri geliştirerek, bilgiyi almada insan oğlunun pasif olmadığını ifade etmiştir. Öğrenci bilgiyi aktif olarak alır, bunu daha önceki bilgilerle ilişkilendirir ve onu kendi yorumu ile kurarak kendisinin yapar.

YAPILANDIRMACILIK EĞİTİM DURUMLARINI YENİDEN DÜZENLER
Bilgi ve bilmenin doğasına ilişkin bildiklerimiz, eğitim durumlarını düzenlememiz için bir temel sağalar. Eğer öğrencilerin pasif olarak bilgiyi aldıklarına inanırsak öğretimde öncelik, bilginin aktarımında olacaktır. Eğer öğrencilerin bilgiyi alırken kendi bilgisini de ürettiğini düşünürsek anlama ve anlam geliştirme üzerine odaklanırız.
Yapılandırmacı öğrenme yaklaşımı, geleneksel eğitim anlayışından radikal bir şekilde ayrılmaktadır. Bu yaklaşımda amaç, kişinin bilgiyi özümsemede aktif rol alarak onu kendi zihinsel şemalarında yerli yerine oturtabilmesidir.
Öğrencinin okuldan aldığı bilgileri gerçek hayata uyarlayabilmesi, bir takım bilgi parçalarını ezberlemesinden daha değerlidir. Yapılandırmacı yaklaşım, öğretmenlerin öğretim programlarını sabit, değişmeyen yapılar, kendilerini de bilginin yegane kaynağı görmeleri yerine hem öğretim programlarını hem ders işleme yöntemlerini sürekli analiz etmeleri gerekir.
YAPILANDIRMACI YAKLAŞIMIN TEMEL ÖZELLİKLERİ
Yapılandırmacı teori: dışarıda bir yerde öğrenenden bağımsız bir bilgi olmadığını, sadece öğrenirken kendi kendimize yapılandırdığımız bilginin var olduğunu savunur.Eğer bilginin dışarıda var olan gerçek dünya ile ilgili öğrenmeyi içerdiğine inanırsak o zaman dünyayı anlamaya çalışır, onu mümkün olan en rasyonel yolla düzenler ve öğretmenler olarak öğrencilere sunarız.
Eğitimde amaç her zaman öğrenciden bağımsız olan dünya yapısını öğrencilere açıklamaktır. Eğitimciler dünyayı anlamaları için öğrencilere yardım eder. Ancak genellikle onların kendi dünyalarını oluşturmalarına izin vermezler.
Yapılandırmacı teori eğitimcilerin dikkatlerini öğretilenlerden alıp, yapıyı açıklamak için kendi modellerini oluşturma sürecindeki öğrencilere vermesini vurgular. Yapılandırmacı öğrenmenin temel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
 Öğretme değil öğrenme ön plandadır.
 Öğrencinin özerkliği ve girişimciliği cesaretlendirilir.
 Öğrencide öğrenme iste ve amacı yaratmak önemlidir.
 Öğrenci bilgiyi sorgulamalıdır.
 Öğrenmede yaşantı önemli yer tutar.
 Öğrencinin doğal merakı desteklenmelidir.
 Öğrenme öğrencinin zihinsel modeli üzerine kurulur.
 Öğretmen öğrencinin sadece Ne öğrendiği ile değil, Nasıl öğrendiği ile ilgilenmelidir.
 Öğrenmenin içinde oluşturduğu bağlam önemlidir.
 Öğrenmede tahmin etme, yaratma ve analiz önemli yer tutar.
BİLİŞSEL YAPILANDIRMACILIK
Bilişsel yapılandırmacılar, bilginin nasıl oluşturulduğunu açıklamada Piaget’in teorisini kullanırlar.Öğrenme, Piaget’in öne sürdüğü ; özümleme, uyma ve denge kavramları ile açıklanır.
Piaget, bilginin bireyin çevresiyle aktif olarak etkileşimi sırasında ortaya çıktığını varsayar. Piaget bu yaklaşımını özümleme, uyma ve dengeleme süreçleri ile açıklamaktadır. Bu açıklamaya göre birey, karşılaştığı yeni durumu eski bilgi ve deneyimi yardımıyla tanımaya yani özümlemeye çalışır. Eski bilgilerinin yeterli olmadığını fark ettiğinde zihninde yeni bir kavram yaratarak yeni duruma uyum sağlar. Bu durumda zihninde yeni duruma karşılık gelen yeni bir kavram oluşturulmuştur. Böylece yeni bir durumla karşılaştığında bozulan denge yeniden sağlanmış olur.
Önce sehpayı gören çocuk masa ile karşılaştığında önce onu zihnindeki sehpa ile karşılaştıracak ancak tam olarak sehpaya da benzemediğini fark ettiğinde bir dengesizlik yaşayacaktır. Karşılaştığı yeni nesneyi, sehpa ile benzerlik ve ayrılıklarına dikkat ederek, anlamaya yani özümsemeye çalışır.Zihninde masa kavramı oluştuğunda uyma durumu gerçekleşir.Her iki kavramı uygun nesneler için kullanmaya başladığında zihin yeni bir denge durumuna geçmiş olur.
Bilişsel yapılandırmacı yaklaşımda, referans noktası, kişinin o ana kadar sahip olduğu bilgiler ve bu bilgilerin oluşturduğu bilişsel yapıdır.Bu bilişsel yapı dengededir. Kişi, yeni bilgiyi bu bilişsel yapısını kullanarak anlamlandırır.Eğer kişi yeni bilgiyi önceki bilgileriyle çelişmeden ilişkilendirebiliyorsa, mevcut bilişsel yapısının içine özümler. Bu durum o kişi için yeni bir denge durumudur.
Eğer yeni bilgi, kişinin önceki bilişsel yapısıyla çelişiyorsa veya yetersiz kalıyorsa kişi yeni bilgiyi var olan bilişsel yapısının içinde özümleyemeyecektir. Bu durumda kişi, bir bilişsel dengesizlik yaşar. Yeni bilgiyi bilişsel yapısına özümleyebilmek için bilişsel yapısında bir düzenlenmeye gitmek zorunda kalır. Bu düzenlenmeyi zihninde yeni bir kavram yaratarak gerçekleştirir. Yeni durum bireyi tekrar yeni bir bilişsel dengeye ulaştırır.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS